ben sana

şöyle söyleyeyim


5 months ago
23
Sep

Yunanistan’da intihar oranı kriz öncesinin iki katına çıktı

Yunanistan’da yaşanan ciddi mali krizi elimize ücretsiz davetiye geçti diye izlemeye gittiğimiz ama bilmediğimiz bir dilde oynanan bir tiyatro oyununu izler gibi izliyoruz.

Büyük şehirlerdeki gösteri yürüyüşleri ile ilgili edinilen izlenim bu insanların çalışmak yerine büyük çaplı grevlerle ülkelerini paralize eden hazırcı kesim ve yıllarca devletin cebinden oldukça iyi şartlarda geçinmiş memurlar oldukları yönünde. Zor durumdaki bu insanlarla ilgili “aman canım adamlar bunu haketmişler resmen!” deyip işin içinden çıkılıyor. Ülkedeki tüm sosyal çöküntü, umutsuzluk ve çaresizlik hissi göz ardı ediliyor. Önceki İktidardarlarının ülke ekonomisini kötü yönettiği, sorunları düzeltmektense örtbas etmeye yoğunlaştığı Yunanistan’da, acı gerçekleri kabullenemeyen halkın kendisi de Avrupa ve TR’li gözlere pek de sempatik gözükmüyor.

Averaj bir Alman ya da Fransızın gözünde Yunanistan, yaralandığı için grubun hızını düşüren ve kaderine terkedilmesi gereken bir yolculuk arkadaşından öte bir şey ifade etmiyor. Duyulan en yaygın endişe Yunanistan (ya da Portekiz falan) yüzünden Euro bölgesinin toptan çökecek olması. Kardeş “Avrupalı”ların sıkıntı içinde olması pek de bir şey hissettirmiyor, “ne de olsa zor zamanlardan geçiyoruz herkes kendi başının çaresine bakmalı” görüşü egemen hale geliyor. Sistemde toplu ve hakkaniyeti arttıracak değişimlerdense bazı büyük bankaların kredi notlarının her an düşürülebileceğine dair dedikodular kulaklara çarpıyor.

Türkiye’de işler ekonomik anlamda fena gözükmüyor Standard & Poors daha bu hafta törkiş kredi notuna olumlu bir dokunuş yaptı, Türk bankalarının durumlarının iyi, yabancı yatırımcıların da Turkey konusunda iştahlı oldukları konuşuluyor. İşte Ege’nin bu tarafına diğer tarafa yukardan bakma kibirini veren de bu haberler heralde. Yunanlıların kendi kendilerine oynadıkları tragedyayı şöyle bir izleyip onlara bıyık altından gülümsüyor, kesintisiz kalkınma diye bir şeyin olmadığını yakın ya da uzak bir tarihte bizim de aynı duruma düşebileceğimizi pek hatırlamıyoruz.

İşte tüm bunlar olurken, Wall Street Journal ekonomik krizin Yunan toplumu üzerindeki en doğrudan etkilerinden birisi olan intihar vakalarındaki artış ile ilgili bir makale yayınladı. Krizden orta ve küçük çaplı işletmelerin ne denli etkilendiğinin anlatıldığı makalede Yunanistan’da kriz çıktıktan sonra yılda her 100 bin kişiden 6’sının intihar ettiği yazıyor. Kriz öncesinin tam iki katı olan bu oran resmi olarak kayıt altına alınan intihar vakalarını gösteriyor. Yunan sağlık bakanlığı geçenlerde bir açıklama yapmış ve 2011’in ilk 5 ayında geçen senenin aynı dönemine göre %40 daha fazla insanın kendini öldürdüğünü belirtmiş. Bu intihar oranı diğer batı ülkerinkinden (örneğin ABD’de yılda her 100 bin kişiden 10’u intihar ediyormuş) fazla olmasa da kriz başlangıcının öncesi ve sonrası arasında bu denli bir farkın olması Yunan toplumunun mevcut durumu ve geleceği ile ilgili pek iyi şeyler söylemiyor.

Ortada böylesine ciddi bir durum varken AB’den bazı seslerin iyi gün dostluğunda diretmeleri ve ‘komşu ülke Türkiye’de “Sizin krizde olmanız, bu oyunu ne kadar doğru oynadığımız konusunda bizi iyice keyiflendirdi!” söyleminin yaygın hale gelmesi günlük vasatlıklar olarak kayıt altına alınmalı.

Biraz da fotoğraf:




16 Eylül 2011, Selanik, Yunanistan.
Ödeyemediği kredi borçlarının yeniden yapılandırılması için bankayla görüşen ama talebi reddilen 55 yaşındaki bir adam kendini benzinle yakıyor.

Comments
blog comments powered by Disqus

A Theme By Tyler Molamphy. Powered by Tumblr.